Peki bunun arasındaki ayrımı yaparken bizi başarıya taşıyacak olan faktör nedir?

Aslında doğru bilinen yanlışlardan birisi de çok çalışmak, durmadan işe konsantre olma çabasına maruz bırakılmak…

Başarı için ise asıl gerekli olan “Çok çalışmak değil, Akıllı çalışmaktır. “

Üretken olmak illaki bizim meşgul olduğumuz anlamına gelmez. Aslında zaman yönetimi yapmaktan çok enerjimizi verimli kullanabilmeyi, bu enerjiyi doğru yönetebilmeyi bilmek gerekir. Mümkün olduğu kadar en az enerji harcaması ile en fazla faydayı nasıl elde edebiliriz sorusunun cevabını bulmak gerekir.

Bir işten daha fazlası ile uğraşılması kişiyi başarılı yapmaz, aksine başarısına engeller çıkartır. Kişinin doğru ve konsantre çalışabilmesi için aynı anda birden fazla işi yürütmekten vazgeçmesi gerekir. Öncelik planı hayatın her noktasında olduğu gibi iş hayatında da önem barındırır. Yapılması öncelikli işler belirlenmeli ve kişi işlerini hallederken sadece tek bir iş üzerine yoğunlaşarak çalışma sağlamalıdır. Zihnin yöneldiği alan net ve yapılacak işler sıralı olduğu için kişi başarıya daha erken ulaşacaktır. Yani kısacası “aynı anda birçok işi halledebiliyor olmam gerek“ düşüncesinden uzaklaşılmalı ve ben işlerimi planlı ve tam konsantre şekilde sürdürüyorum noktasına yoğunlaşmalıdır. Başarı ancak doğru ilerlenir ise elde edilir. Bölünerek değil.

İş hayatında her zaman çok çalışmak gerektiği vurgulansa da asıl olay kesinlikle bu değildir. Evet tabiki çalışmak ve profesyonel bir çalışma hayatı sürdürebilmek için çabalamak gerekir. Ancak başarı doğru çalışmaktan geçer. Bu da yukarıda belirttiğimiz sistemli çalışma ve paylaşım ile oluşan güçten doğar. Ekip olabilmek, ekibi doğru yönetmek ve elinizdekiler ile neler yapılabileceğinin stratejisini kurgulamak başarılı için kilit faktörlerdir.

Peki, ekip olabilmek ve bunu gerçekleştirebilmek için ne yapılması gerekir?

Öyle ki her personelin kendince belirli yetenekleri ve keşfedilmeye açık ya da kapalı birçok özelliği bulunur. Bunlar en zor anlarda olabildiği gibi eğlenceli anlarda insanın rahatlaması ile gelen özgüven patlamasıyla da ortaya çıkabilir. Çalışma ortamını stresten uzak tutmak, gereksiz / aşırı ciddiyetlerden arındırmak ve düşünebilme potansiyelini arttırmak gerekir. Hangi personel olgunlaştırılmayan bir iş ortamında dışarısı için başka bir hayale dalmayıp, bulunduğu sağlıksız ortam için iyi bir şey düşünebilir ki 😊

 

Peki, Fazla Mesai verimliliği arttırır mı?

Birçok büyük kuruluşun elde ettiği ilginç sonuçlara bakılacak olursa günlük çalışma saatlerinin az olması elde edilen verimliliğe oldukça etki etmiş olarak gözükmektedir. Amerikan fabrikatör ve Ford Motor company’nin kurucusu Henry Ford, 1926 yılında yapılan deneyler ile bunları bizlere kanıtlayacak sonuçlara ulaştı. Günlük çalışma saatlerinin 10’dan 8’e indirilmesi ve günlerin 6’dan 5 güne çekilmesi ile üretkenliğin daha fazla olduğunu ispatladı.

Kaynak: (Calculating Loss of Productivity Due to Overtime Using Published Charts — Fact or Fiction)

Sara Robinson’un AlertNet için yazmış olduğu bir makalede ABD ordusunun bir araştırmasını kaynak olarak veriyor: “Bir insanın 7 günlük süre içinde her gece 1 saatlik uyku kaybı yaşaması, kanda %0.10 alkol olduğundan yaşanan bilişsel zayıflamaya denk gelen bir kayba neden olur.” Yani işe sarhoş gelirseniz kovulabilirsiniz. Fakat tüm gece çalışmak kabul edilebilir ve makul bir davranış.

 

Uyku Düzeni Asla Atlanmamalı!

Günlük 7-8 saatlik uykunun tam anlamıyla dinlenebilmek için faydalı olduğu gerçeğini atlamamak gerekir. Tabi ki bu düzeni doğru şekilde uygulamaya geçirebilmek önemli. Haftanın belirli günleri uyuyup düzeni bozmak hiçbir şey ifade etmeyecektir. Doğru uyku düzeni ile gün içerisinde 16 saatlik bir çalışma ile yapabileceğiniz birçok işi daha kısa sürede tamamlayabileceğinizi biliyor muydunuz?

Pareto İlkesine Göre;

Çok sık evet diyoruz belki de… Tabi her işi yapabilirim, her şeyde başarıya gitmeliyim arzusuna bizi iten düşüncelerden kaynaklı ya da tamamen hırsa dayalı yükselme arzusu. Bu durum her kişi için farklı cevaplara bürünebilir.

Pareto ilkesine göre, Harcanan emeğin %20’si elde edilen sonuçların %80’nini üretir, elde edilen sonucun %20’si emeğin %80’nini tüketir. Sık çalışmak yerine sonuçlara gidecek emeğin üzerinde çalışmak bize daha fazla katkı sağlayacaktır. Az sonuç getiren, hatta hiçbir sonuç getirmeyen işlere evet demek bizi sarf edilecek gereksiz enerjiden koruyacaktır. Zamanı verimli kullanabilmek adına sık evet demek yerine emek sonuç ilişkisi ile durum değerlendirmesi yapmak gerekir.

Doğru İşin Altın Kuralı “Yardım Alın “

Her iş için mükemmel sonuçlar elde edemeyebilirsiniz. Bu durumda sonuca gitmek için harcanan emek her ne kadar güzel bir şey gibi dursa da sonuca bakıldığında boşa geçen zaman açısından pek de öyle sayılmaz. Bu nedenle insanların yardım etme çabalarını ya da bu konularda daha uzman kişileri kullanmak yardım almak sonuca en kısa sürede ulaşmak adına daha sağlıklı tercih olacaktır. Zamanı verimli kullanmak, uzman kişiden doğru adımlar ile sonuca nasıl gidildiğini görmek emeğin ve sürenin gereksiz sarf edilmesini engellemek başarıya giden yolda en iyi başlangıç olabilir.

Mükemmeliyetçi Olmak Üretkenliğe Engel

Bir iş için gerektiğinden fazla zaman harcamak, o işin mükemmel yapıldığı anlamına gelmez. Doğru adımlar ile zamanı ekonomik kullanmak küçük noktalara takılmamak gerekir. Net olarak bilmelisiniz ki küçük işlere fazla takılmak bütünü görmeyi engeller ve iş hayatında fazla egolu olmak sizleri olduğunuz yerden daha yukarıya çıkarmaz. Önem barındırmayan durumlara fazla odaklanıldığında büyük resmi kaçırırsınız. Mükemmel anı beklemek, yaşanılan o anı kaçırmak demektir.

Öyleyse Mükemmel an şimdi!